SELÇUK ARSLAN

ŞAM-Pİ-YON

Rahat geçtiğimiz Efeler eşleşmesinden sonra rakip olarak Aliağa’yı bekliyorduk. 52 Orduspor beklenmedik şekilde Aliağa’yı yenerek finalde rakibimiz oldu. Bir tercih yapma hakkımız olsa rakip olarak Ordu’yu seçerdim. Aliağa’ya göre daha kolay gol yiyen ve kırılgan bir takım olduğu için Orduspor kağıt üzerinde daha kolay bir rakipti.

25 Mayıs akşamı saatler 19.00’u gösterdiğinde Rams Park çimlerinde şampiyonluğa inanmış bir takım vardı. Bülent Hoca son haftalarda olduğu gibi ilk 11 de değişikliğe gitmemişti. Zaten son 10-15 maçtır birkaç oyuncu hariç 11 de değişiklik yapmayarak oynatmak istediği sistemi oturttu ve istikrarla birlikte başarıda geldi.

Maçın gerginliği ve stresinden ilk düdükle birlikte takımın üzerindeki baskıyı ve tedirginliği görebiliyorduk. Bu dakikalarda baskı yedik ama pozisyon vermedik. 33. dakikada Nazmi’nin kırmızı kart görmesi bizi rahatlattı. Biraz fazla rahatlamış olacağız ki 10 kişi rakibimiz maçın en net pozisyonunu buldu. Kaleciyi geçen rakip futbolcunun şutunu çizgiden son anda çıkardık. Bu pozisyonla birlikte kendimize geldik ve oyunun kontrolünü ele aldık. İkinci yarının başında Beykan’ın penaltı golüyle 1-0 öne geçtik. Maçı koparacak pozisyonu Bahattin’le bulduk boş kaleye golü kaçıran Bahattin sezonun özetini bir pozisyonda bize gösterdi. Uzatmalara kadar ikinci golü bir türlü bulamadık. Golü bulamadık ama rakibimize de gol atacak fırsatı vermedik. 52 Orduspor o kadar oyundan düşmüştü ki önde baskı bile yapamadılar. 90+5 de Çağrı ve 90+8 de Murat Torun’un golleri maçın sonucunu tayin etti. 3-0 kazanarak çok beklediğimiz şampiyonluğu kavuşup 2. lige yükseldik.

Tüm zorluklara ve olumsuzluklara rağmen şampiyon olmanın coşkusu çok daha büyük oluyor. Şampiyon olduk mutluyuz tamam ama yapılan yanlışları söylemekte boynumuzun borcu. Sonuçta Elazığspor ne 3. lig nede 2. lig takımı değil bizim buralarda vakit kaybetmeden 1. lige ve Süper lige yükselmemiz gerekiyor. Bu şehrin ve takımın hak ettiği yer Süper ligdir. Çok ciddi yönetici sıkıntımız var bunu iki senedir yazıyorum zaten. Yöneticilerin futboldan ve futbolcudan anladıklarını düşünmüyorum. Sürekli bir transfer yasağı ile uğraşıyoruz. Çözemiyorsanız bırakın gidin bu kulüp kimsenin babasının malı değil sorun çözecek biri illaki gelir. Ara dönemde bir 10 numara bir tane de forvet alabilseydik inanın play-off stresini hiç yaşamadan direk birinci olarak üst lige yükselirdik. Ama nerde bizde bu beceriye sahip yönetici. Bir diğer konuda şehrin önde gelenleri başta da belediye başkanı ve milletvekilleri. Ortada başarı yokken kimseden ses yok nasıl bakıyorlar bir şeyler olacak hemen ortaya çıkıp kahramancılık oynuyorlar. Meraklı olan tiyatroya yazılsın istediği oyunu orada oynasın. Öyle son maça birkaç otobüs çıkarıp, biraz para harcayıp, prim vermekle, takımla birlikte kupa kaldırmakla olmuyor. İyi günde kötü günde varlığını hissettirip takımın her platformda hakkını savunacak, Elazığspor üzerinden prim yapmayacak Elazığspor’a prim yaptıracak kişiler aranıyor. Buradan haykırıyorum. Eeyyy Gakgoşlar sahipsiz şehrin sahipsiz takımı Elazığspor ŞAMPİYON oldu.

Şimdi diyeceksiniz bu kadar olumsuzluk var ama şampiyon olduk o nasıl oluyor. Orada devreye elinde sihirli değneği ile Bülent Hoca giriyor. İki senedir sayısını unuttuğumuz kadar teknik direktör geldi gitti. Tahtanın açık olduğu nadir zamanlarda bir çok futbolcu geldi gitti. Ama hiç biri hocanın yaptığı etkiyi yapamadı. Tamamen aynı oyuncular ilk beş maçta tek galibiyet alamazken hoca geldikten oynanan 26 maçta mağlubiyet yüzü görmediler. Sezar’ın hakkı Sezar’a derler ya burada övgünün büyüğünü Bülent Hoca hak ediyor. Tüm düzeni değiştirip olumsuzluklara karşı önlemler aldı. Özellikle bazı bölgelerdeki oyuncu kalitesi sıkıntılı olmasına rağmen en uygun oyun kurulumunu yaptı. Yoğun antrenman programlarıyla takımın performansını üst seviyeye çekti. Her dokunuşuyla her yaptığıyla aslan payını Bülent Hoca hak etti. Buradan tüm şehir adına hocaya teşekkür ediyorum. İyi ki bizimlesin hocam.

Hocanın gelmesiyle birlikte performansları yükselen şampiyonlukta emeği olan tüm futbolcularımızın da emeklerine ayaklarına sağlık onlara da teşekkür ediyorum.

Bülent Hoca ile birlikte şampiyonlukta en çok payı olan diğer bir faktör ise cefakar Elazığspor taraftarı. Uzun yıllardır başarıya hasret, her sezon üzülen, kahrolan taraftar her ne olursa olsun takımı yalnız bırakmadı desteğini hiçbir zaman esirgemedi. Bu şampiyonluğu, mutluluğu en çokta Gakgoşlar hak etti. İstanbul’daki son maça giderken maç esnasında maç sonrasında kutlamalarda öyle büyük bir coşku vardı ki tüm Türkiye’nin dikkatini çekti. Ulusal kanallarda bile bu coşkudan bahsedildi.

Elazığ için bu sadece bir şampiyonluk değil aslında. Son yıllarda yaşanan gerek corona salgını olsun gerek depremler olsun o kadar özlemiştik ki eğlenmeyi birlik olmayı bu şampiyonluk tekrardan birlik olup eğlenmemize vesile oldu.

Bu sezon ilk yazımda yolun sonu şampiyonluk olsun demiştim çok şükür dediğimiz gibi oldu ve şampiyon olduk. Önümüzdeki sezon 2. ligde yeni şampiyonluklarla görüşmek dileğiyle…

Hoşçakalın…

ŞAM-Pİ-YON

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin