BEŞİR İSLAMOĞLU

ÜMMET OLMAK, ÖRNEK OLMAKTIR

“Siz, hayra çağıran, iyiliği anlatıp kötülükten sakındıran bir ümmet olun ki kurtuluşa erebilesiniz. Kendilerine hakikatin apaçık kanıtları geldiği halde parça parça olanlar gibi olmayın. Böyleleri için büyük bir azap vardır.” (Al-i İmran suresi, 104,105)

Bu ayette geçen “ümmet” kavramı üzerinde ciddiyetle düşünülmesi gerekir.  Ümmet; Umm (anne) kelimesinden türemiş bir terimdir ki insanlığa anne olmaktır. Yani anne nasıl ki yavrularına şefkat ve merhamette karşılık beklemeden örnek oluyorsa, ümmet de insanlığa şefkat ve merhamet, liyakat ve ehliyet, hak ve adalet konusunda örnek olmaktadır.

Bir başka ayette, “İşte böylece sizin insanlığa şahitler olmanız, Resul’ün de size şahit olması için sizi “vasat bir ümmet” kıldık” denilmektedir. (Bakara suresi 143) Bu ayette geçen vasat ümmet, Hak ve adalete sahip, dengeli, ölçülü, mutedil, uyumlu, insaf ve vicdan sahibi, dosdoğru yol üzere hareket eden seçkin ve hayırlı bir topluluk demektir.

Evet, vasat bir ümmet, her zaman hak ve adaletten yanadır. Kendisi ve en yakınları bile olsa, hak ve adaletten ayrılmaz. Şahitlik söz konusu olduğunda şahitliğini en doğru şekilde yapar. Bir topluma/kişiye olan öfkesi onu asla adaletsizliğe götürmez. “Hak” söz konusu olunca, insanlar arasında asla ayırım kayırım yapmaz. Din, mal, can, akıl, namus ve şeref gibi evrensel değerleri korur. Zulüm edenlere fırsat vermez. Hem kabulde hem de rette peşin hükümlü ve ön yargılı hareket etmez. Doğru kimden gelirse gelsin, “doğru” olduğu için kabul eder. Yanlışını gösteren kim olursa olsun, “yanlış” olduğu için ret eder.

Ümmet kavramı üzerinde kısaca durduktan sonra, şimdi de yukarıda verdiğimiz Al-i İmran suresinin 104. Ayetine verilen yanlış meal üzerinde durmaya çalışalım.

Bazı kimseler bu ayeti, “İçinizden hayra çağıran, iyiliği emredip kötülükten sakındıran bir topluluk bulunsun” şeklinde çevirmektedirler ki bana göre bu çeviri doğru değildir; zira ayette “ümmet olun” denilmektedir. Yani, bir grup değil; topyekün, hepiniz “hayra çağıran, iyiliği emreden, kötülükten sakındıran bir ümmet olun” denilmektedir.

Evet, Müslümanlardan sadece “bir grup” bu görevle vazifelendirilmiş değildir; aksine Allah, inanan her Müslümana “ümmet olma” vazifesini yüklemektedir. Dolayısıyla tercüme şöyle olmalıdır: “Siz, hayra çağıran, iyiliği anlatıp kötülükten sakındıran bir ümmet olun ki kurtuluşa eresiniz.”

Evet, “Hayra çağırma, iyiliği yayma ve kötülükten sakındırma” vazifesini her inanan Müslüman kendi mesleğinde ve işinde yerine getirmelidir. Çok önemli olan bu görev, sözlü olarak yapılacağı gibi, fiili olarak da yapılmalıdır. Hatta fiili olarak yapılması çok daha etkili olacaktır. Yani, en etkili ve nitelikli tebliğ, yaşayarak, örneklik göstererek ve model olarak yapılan tebliğdir. Onun için kişi, hangi iş ve meslekte olursa olsun, düzgün yaşayarak insanlara örnek olabilirse, en etkili tebliğ yapmış olacaktır.

Ümmet olmak, insanlığa örnek olmaktır. Bakınız İbrahim resul, inananlarıyla bir ümmetti ve bizim için bir örnekti: “O İbrahim’de ve onunla birlik olanlarda sizin için bir örnek vardır” (Mumtehine 4) denilmektedir.

Yine Muhammed Resul, arkadaşlarıyla bir ümmetti ve onun örnekliği için de şöyle buyurulmaktadır:“Umut ve korkuyla Allah’a ve ahiret gününe kavuşmayı bekleyen ve Allah’ı çokça hatırlayanlar için Allah’ın resulünde güzel bir örneklik vardır.” (Ahzab suresi, 21)

O halde “ümmet” olmak, “örnek” olmak demektir. Bu vazife sadece bazı Müslümanlara yüklenecek bir vazife değildir. “Hayra çağırma, iyiliği yayma ve kötülükten sakındırma” vazifesini, tüm inanan Müslümanlar bulundukları yerde (hangi iş olursa olsun) en güzel şekilde ve örnek olmakla yerine getirmelidirler. Başkalarından beklememelidirler. İnanan herkes, ümmetin bir bireyidir ve sorumluluğunu yerine getirmelidir. Kurtuluşa ermek de ancak bu inanç ve eylemle mümkün olacaktır.

Özetle söylemeliyim ki -bulunduğumuz görev ne olursa olsun- ya bu ümmetin bir ferdi olup kurtuluşa ereceğiz; ya da “hakikatin apaçık kanıtları geldiği halde parça parça olanlar gibi dağılıp gideceğiz. (Zaten) böyleleri için büyük bir azap olacağını Allah açıkça haber vermektedir. (Ali İmran suresi, 105)

Unutulmasın ki Resulullah as’ın 63 yıllık başarısında yatan temel etken, üstün ve örnek bir ahlaka sahip olmasıydı. Eğer üstün bir ahlaka sahip olmasaydı, örnek bir hayat sergilemeseydi, sadece insanlara vahiy okuyarak başarı sağlayamazdı.

Selam ve sağlık dileklerimle…

ÜMMET OLMAK, ÖRNEK OLMAKTIR

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin