BİR DELİNİN KALEMİNDEN

Doğru, Doğrular ve Yeni Anayasa Hakkında

Değerli dostlar bugün size, Doğru, Doğrular ve Yeni Anayasa tartışmaları hakkında görüş ve önerilerimi sunacağım.

Türk dili kurumu sözlüğünde “Gerçek, yalan olmayan” olarak ifade edilen doğru sizce nedir? Sizin doğru olarak bildiğiniz herşey sizce gerçekten doğru mudur? Hadi bir zor soru daha sorayım, siz doğrularınızı neye göre oluşturdunuz? Okuduğunuz kitaplardan mı? Atalardan mı? Çevreden mi? Sosyo-kültürel etmenlerden mi? İdeolojilerden mi? Dini emirlerden mi? Yaşadığınız deneyimlerden mi? Başkalarının deneyimlerinden mi? Tarihten mi? Siyasi görüşünüze göre mi? Yoksa bir kısmı ve/veya hepsi birlikte mi?

Peki doğruyu bulmak neden önemli? Hiç düşündünüz mü? Çünkü biz insanları ve olay/olguları değerlendirirken hep doğrularımızı esas alarak değerlendirme yapıyoruz ve bir karar veriyoruz. Verdiğimiz bu karar hem bizim hem kişi ve olgu/olayların kaderini etkiliyor.

Peki bu dünyada MUTLAK doğru var mı? “Doğru” nedir ve nasıl oluşur? Toplumun büyük bir çoğunluğunun doğru dediği mi doğrudur yoksa ideolojilerin söylediği mi doğrudur yoksa kutsal metinler mi doğru söylüyor? Yoksa sadece siz mi doğru söylüyorsunuzJ

Bence bu dünyada mutlak doğru yok! Kutsal metinler dışında! Ancak ona da iman edip inanırsanız!

Peki, mutlak doğru yoksa, toplumsal olarak doğruyu bulmak neden önemlidir. Çünkü toplumsal olarak doğruyu bulmak toplumsal uzlaşının temel direğidir! Yani Anayasasıdır! Peki o zaman toplumsal doğrular nasıl oluşturulur? İnanın bundan önceki sorulara belki cevap vermek çok kolaydır ama bu sorunun cevabını vermek kesinlikle çok zor! Ben kendi fikrimi söyleyeyim DİNLEYEREK! DİNLEYEREK! DİNLEYEREK! ve KONUŞARAK. Yani diyalogla özellikle belirtmek istiyorum DİYALOG yani MONOLOG değil!

Son zamanlarda yeni bir Anayasa oluşmalı şeklinde söylemler artmakta, bu Anayasayı, meclis mi yapmalı yoksa halkın doğruları oluşturularak halkın kendisi mi yapmalı? Bence ikincisi! Bugüne kadar birçok Anayasa yapıldı ve bunlar içerisinde bence çok nitelikli Anayasalarda mevcuttu. Peki neden her seferinde yinelenme ihtiyacı doğdu? çünkü halk daima bu sürecin dışında bırakıldı! Gerekçe olarak da halkın iradesi(Bazen buna bile ihtiyaç duyulmadı!) mecliste kısmi temsil de olsa mevcut, o zaman bu halkın Anayasasıdır dendi ama bu kocaman bir yanılgı idi!!!Bazen de Anayasa yapıldı ve/veya değişikliğe uğratıldı sonrada siyasi aktörlerden gidip halkı ikana edin dendi. Halk, hiçbirinde, ikna olmadı sadece ikna olmuş gibi yaptı! Bence bu yöntemlerin hiçbiri demokrasi değil sadece teokrasi!

Bence yeni bir anayasa yapılacaksa;

  • Uzun vadeye yayılarak ve halkın kendisinin bizzat olduğu bir süreç olmalıdır,
  • Anayasanın iskeletini halkın bizzat kendisi oluşturmalı meclis ise bu iskeleti ete büründürüp ruh vermelidir.
  • Meclis, anayasa oluşturulurken, sürecin, sadece bir ayağı olmalı ancak halkın iradesi dışına çıkmamalıdır

 

Umutlarla nice güzel yarınlara…

 

Doğru, Doğrular ve Yeni Anayasa Hakkında

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin