RAMAZAN YILDIRIM

EMPATİ

…pati tek başınayken de önüne bir ek geldiğinde de her daim hoşuma gitmiştir. Hele empati söz konusu olduğunda bonusu olarak sempati de beraber yüreğime dolmuştur.

Hayatımızın evrelerini süzdüğümüzde fark ederiz ki “ Kendimizi sürekli O’nun yerine koyduk. “ Bu O öyle bir O’ki hem çoğul hem tekil. Şahsım olarak ben ilk zamanlarda O’yu hayvanlardan seçiyordum. Ardısıra mahalle ve okul arkadaşlarımdan seçmeye başladım.

Toy delikanlılığımda aşkı kutsiyet taşıyanlara  ( Mecnun, Kays, Ferhat… ) O’yu atfettim. Kimi zaman mısralarda şair oldum isyanlarımda Baba Müslüm, Ferdi Tayfur dem dem Küçük Emrah. Afili zamanlarımda Tarkan, Tom Cruise, Brad Pitt, Al Pacino, Robert Deniro… Hep yeni bir O. Film artistleri, sanatçılar ulaşamadığım yaldızlı kişilerle empati kurardım empatinin ne olduğunu bilmediğim o evrede. Farkında olmadan şuursuzca…

Yine de hayatımın gelişim evrelerini değerlendirdiğimde  hayvanlarla, mahalle ve okul arkadaşlarımla empati kurarken sorunsuz ilerliyormuşum duygusala bağladım anda mevzuda kopuş vuku bulmuş. Fiziksel olgunluğa eriştikçe bedenim ulvi hislerden kopmuş yüreğim. Kopuş büyüdükçe suya düşmüş kendime güvenim, karşıya güvenim. Açken de tokkende ben ben değildim artık.

Sonra bilimsel olarak geliştim sözümona empatiyle kendimi eğitsel olarak eşleştirdim. Ne olduysa bundan sonra oldu empati örneklemelerimde tamamen fakirlik, gericilik ve keşmekeşlik vuku buldu. Hayatımın o en verimli çağlarında ben farkında olmadan en cılız en zayıf en fukara numuneler doluştu empati otağıma. Şimdi anlıyorum ki yanlış metotlu eğitimler bizi korkaklaştırmış, ufkumuzu dünyamızı sınırlandıran ağlar ördürmüş. Dünyamızla aramıza elimizle ayı koydurmuş.

Yanlış, kavrayışsız eğitim sonucudur ki pısırıklığımızla, korkaklığımızla, düşüncesizliğimizle nesiller içerisinde en buhranlı gençler, en çocuk delikanlılar, en kendine güvensiz gençlik bizim yetiştirdiğimiz bireyler oldu. Z kuşağı diyerek küçümsediğimiz, burun kıvırdığımız gençlik bile bizim yetiştirdiğimiz gençlikten çok daha iyi. Z kuşağı ilkesellikte bizden farklı olsa da kendi başına bir şeyler deneyip ortaya karışık bir şeyler koyabiliyor. Kendisine göre bir gidiş yolu, bir yön haritası belirleyebiliyor.

Halbuki bilimin bu kadar gelişmiş internetin iletişimde zirve olduğu bu çağda empatiyi kendimize benzer bireyler yerine dünyaya hükmeden, yön veren, yol haritası olan insanlarla kursaydık. Olmadı şirket CEO’larıyla siyasi figürlerle oluştursaydık. Bazen kendimizi şehrimize başkan, bazen vekil bazen bakan yer yer Cumhurbaşkanı olarak oturtsaydık. Zaman zaman yol zaman zaman cadde zaman zaman su ara sıra adalet kah kah imar bazen ekonomi dizayn eden bireyler olarak konumlandırsaydık.

Kısacası reelde kıt kanaat yaşadığımız bu dünyada kurduğumuz empatiyi uçsuz bucaksız gelişkin tutsaydık kim bilir neler olurdu neler. Bizler dünyada nizami olmayan disipline edilemeyen bir toplum olma dışında çalışkan, üretken, iş yapmaya kafası basan bir toplumuz. Gençlerimiz yönetimlerini sorgulayan, eğitimlerini dolu dolu alan dünyada kendilerine yer bulan ve dünyaya hükmeden bir yapı oluşturabilirlerdi.

Çarpık ekonomi, ahlaki çöküntü, eğitimdeki geri kalmışlık bizim toplumumuzda hırsızların, arsızların, şantajcıların empati ile yükselmesine olanak sağlamıştır. Suçluya ortam sunmuş hava kazandırmıştır.

Masuma enayilik toplum adamına dertlilik ve çilekeşlik sunmuştur. Siyaset itaate, güç paraya endekslenmiştir.

Bir tek Filistin olayı vicdan sahiplerini inkisara uğratmış yıllar sonra insanlar kendi dünyalarında artık hiç inanmadıkları insani değerler acısına Filistinli masum çocukların bedenleri uğruna yeniden bir nebze inanmıştır.

İnsani olarak da yaşamsal babda da doğru empatilerle yaşama devam diliyorum.

EMPATİ

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bizi Takip Edin